ANTALYA
DİŞ HEKİMLERİ ODASI
 
Milliyet Akdeniz de yayınlanan Oda Başkanımız Diş Hekimi Hüseyin TUNÇ’un yapmış olduğu basın açıklaması

Antalya Diş Hekimleri Odası Başkanı
Hüseyin Tunç, oda olarak düzenledikleri
ve 21 Kasım Cumartesi akşamı yapılan
Diş Hekimleri Balosu’nunun açılış
konuşmasında, meslekleriyle ilgili
sorunların yanısıra ülkedeki hukuk
sıkıntısına dikkati çekti; meslek odası ve
sivil toplum kuruluşu olarak da sorunlar
yaşadıklarını anlattı.
Türkiye’de bilimsel diş hekimliğinin
kuruluşunun 107. yıldönümünün
kutlandığını, 22 Kasım’ın 1996 yılından
itibaren Sağlık, Milli Eğitim ve İç İşleri
Bakanlıklarının oluru ile “Diş Hekimliği
günü” ve 22 Kasımı içine alan hafta da
“Toplum Ağız Diş Sağlığı Haftası” olarak
kutlandığını hatırlatan Başkan Tunç,
özetle şunları söyledi:
‘Atatürk’e borçluyuz’
“Konuşmama ulu önder Gazi Mustafa
Kemal Atatürk’ü saygıyla, özlemle ve
minnetle anarak başlamak istiyorum.
Türkiye Cumhuriyeti her alanda olduğu
gibi günümüz modern ve çağdaş Türkiye’sinde
diş hekimliği hizmetlerinde
ulaştığı bu seviyeye, onun devrimleriyle,
kurduğu cumhuriyetin kazanımları sayesinde
gelmiştir. Geldiğimiz noktayı ulu
önderimize borçlu olduğumuzun bilinci
ile mesleğimizi uyguladığımızı ifade etmek
isterim.
Özel hizmet alımı şart
Ağız ve Diş sağlığı bizim ülkemizde
genel sağlığın bir parçası olduğu kabul
görmedikçe, Türk halkının genel sağlığının
tam anlamıyla iyi seviyelere geldiğinden
ve halka tam donanımlı sağlık
hizmeti verildiğinden bahsetmek aldatmacadan
öte başka bir şey değildir.
Ancak ne yazık ki, bu içler acısı durum
bu ülkenin sağlık politikalarını belirleyen
ve yönlendiren siyasi iradeye bir türlü
anlatılamamıştır.
Toplumun, ağız ve diş sağlığını düzeltmenin
tek yolunun özel muayenehanelerden
hizmet almaktan geçtiğini tüm
ısrarlarımıza rağmen görmezden
gelerek popülist politikalarla vatandaşı
oyalamaktadırlar. Nasıl
ki, genel sağlık sisteminde SGK
özel hastanelerden hizmet satın
alıyorsa, ağız ve diş sağlığı
hizmetlerinde de muayenehanelerden
hizmet almalıdır.
Vatandaşlarımızın çok
ciddi ağız ve diş sağlığı
sorunları vardır. Diş çürükleri
ve dişeti hastalıkları toplumumuzun
genel sağlığını tehdit etmektedir.
Toplumumuzdaki bireylerde çok sayıda
diş eksikliği vardır. Ve bu diş eksikliğinden
dolayı onların ciddi beslenme
sorunlarıyla da karşı karşıya kaldıklarını
bizler bizzat görmekteyiz.
Ayrıca; dişlerindeki çürüklerden ve
yaygın dişeti hastalıklarından dolayı
başta, kalp hastalıkları olmak üzere, eklem
ve böbrek hastalıkları had safhaya
ulaşmıştır.
Toplumun ağız ve diş sağlığı, muayenehanelerden
alınacak koruyucu
Diş Hekimliği hizmetleri ile düzelecek
iken siyasi otoritenin ayak diretmesi ve
meslek örgütümüze kulak vermemesi
nedeniyle halk sağlığı ciddi bir tehlike
ile karşı karşıyadır.
Vekillere sınır yok
Vatandaşlarımızın bu durumları
bu iken, TBMM’deki 24 bin lira maaşlı
milletvekillerimiz ağız ve diş sağlığı
sorunlarını istedikleri özel kliniklerde
tedavi ettirerek parasını devlete ödetmektedirler.
Milletvekillerine yapılan
tüm diş tedavileri ile birlikte implantları
da sınırsızca devlet tarafından karşılanmaktadır.
Bu haklardan sadece kendileri
değil, tüm aile fertleri ile birlikte bir
ömür boyu faydalanmaktadırlar.
Buradan sayın milletvekillerine sormak
ve seslenmek istiyorum...
Eğer, asil olan vatandaşlarımız ise
özel muayenehanelerde dişlerinin tedavilerinin
yapılmasının önünü açmayan,
günlerce ağrı içerisinde bırakılan ve yıllarca
dişsizliğe mahkum edilerek hiçbir
tedavi ücretlerinin karşılanmasına müsaade
etmeyen yasaları yaparken hiç mi
vicdanlarınız sızlamıyor?
Gelin, bu eşitsizliğe ve adaletsizliğe
bir son verin... Ya, tüm torpilli yasalarınızı
ve tüm ayrıcalıklarınızı bir kenara
atarak sizi oraya vekil olarak gönderen
asillerinizin haklarıyla haklarınızı eşitleyin,
yada gelin asillerinizin haklarını
sizin sahip olduğunuz haklara yükseltin.
Eğer bunu yapmaz iseniz, sizler bu
toplumun üzerinde bir kambur olarak
kalacaksınız. Ve bu toplum elbet bir gün
tüm kamburlarından kurtulacaktır.
Ucube yönetmelik sorunu
Bir yandan da şubat 2015 tarihinde
bir ucube halinde masa başında hazırlanan
bir yönetmelikle boğuşmaktayız.
Meslek örgütü ile hiçbir şekilde ortak
bir çalışma platformu oluşturulmadan
hazırlanan bu yönetmelikle adeta diş
hekimlerinin kendi muayenehanelerinde
çalışmalarını engellemek için, meslek
dışı sermayeyi işin içine katarak diş hekimlerinin
meslekten tasfiye edilmesi ve
sermayenin açacağı ağız ve diş sağlığı
merkezlerinde diş hekimlerinin maaşlı
işçi konumunda çalıştırılacağı düzenlemeler
yapılmaktadır. Mantık ötesi
hükümlerin içerdiği ve yaptırımların 1
Ocak 2016 tarihine kadar ertelendiği bu
yönetmeliği kabul etmediğimizi sizlerin
aracılığı ile kamuoyuna duyururken, dün
olduğu gibi yarında bunun mücadelesini
vereceğimizi ifade ederiz.”
Antalya Diş Hekimleri Odası’nın 22
Kasım Diş Hekimleri Günü ile “Toplum
Ağız ve Diş Sağlığı” haftası nedeniyle
etkinliklerde hem meslek hem de ülke
sorunları dile getirildi. Ülkemizde ilk dişçilik
yüksekokulu olan “Dişçi Mekteb-i
Aliyesi”nin açıldığı 22 Kasım 1908,
Türkiye’de bilimsel diş hekimliğinin başlanıcı
olarak kabul ediliyor ve 22 Kasım
“Diş Hekimliği Günü”, 22 Kasım’ın içinde
bulunduğu hafta da “Toplum Ağız ve Diş
Hekimliği Haftası” olarak kutlanıyor.
Özel hafta nedeniyle Antalya Diş
Hekimliği Odası tarafından 21 Kasım
Cumartesi gündüz saatlerinde kongre, akşam
da balo düzenlendi. Türk Dişhekimleri
Birliği şemsiyesi altında düzenlenen kongrede,
Türkiye’de diş hekimliği eğitimi, toplumun
ağız diş sağlığı durumu, ağız ve diş
sağlığı konusunda kamu yönetiminin tutumu
ile bu alanlardaki sorunlar dile getirildi.
26 bin hekim zorda
Kogrenin açılışında “ülkemizde, ağızdiş
sağlığı hizmeti veren ve farklı sorunlarla
karşı karşıya olan 11 bin 342’si kamuda,
15 bin 412’si kendi muayenehanesinde
çalışan diş hekimi bulunduğu belirtildi.
Kongrede “Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti
Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında
Yönetmelik” de ele alındı, getirdiği ve
getireceği sorunlar anlatıldı. Söz konusu
yönetmeliğin çelişkiler ve serbest diş hekimliğini
zorlaştırmak amacı taşıdığı belirtilerek,
sorunlar özetle şöyle dile getirildi:
1) Asansörsüz binada muayenehane
açılamıyor
Diş hekimi emeğinin özerkliğinin
korunduğu temel birim olan muayenehanelerin
fiziki koşulu olarak asansör
zorunluluğu getirilmiştir. Bütün yapıların
herkesin erişimine imkan vermesi istenen
bir durumdur. Ancak, ülkemizdeki
yapı stoku dikkate alındığında bunun her
yerde sağlanmasının mümkün olamadığı
bir gerçektir ve muayenehane açılmasını
zorlaştırma gayretinden başka bir amaçla
açıklanamamaktadır.
2) Yapı kullanma izin belgesi, depreme
dayanıklılık raporu ve yangın raporu
olmayan binalarda muayenehane açılamıyor
Ülkemizdeki binaların pek çoğunun
yapı kullanma izin belgesi (iskan ruhsatı)
alınmamıştır. Diğer yandan, binanın iskan
ruhsatı olsa da yeterli sayılmamakta; 2008
yılından önce yapılmış binalar için depreme
dayanıklılık ve yangına karşı gerekli
önlemlerin alındığına ilişkin rapor da istenmektedir.
Bu rapor, binadan alınacak beton
vs. örneklerin değerlendirilmesi sonucunda
verilebilmektedir. Apartmanda kat
malikleri izin vermediklerinde bu örnekler,
dolayısıyla da rapor alınamamaktadır.
3) Muayenehanede çalışma süresi sınırlandırılıyor.
Muayenehanelerde çalışma süresi
ruhsatta belirtilecek ve bu sürelerde
diş hekimi muayenehanede olacak.
Muayenehanede diş hekimi çalışma saatlerini
bağımsız olarak belirleyip düzenleme
hakkına sahip iken yönetmelikte buni
ortadan kaldırılmıştır.
4) Yeni poliklinik açılamayacak.
Mevcut poliklinikler, adres değişikliğinde
bile A tipi ADSM (ağız ve diş sağlığı merkezi)
olmak zorundadır.
Mevcut poliklinikler B tipi ADSM adıyla
nitelenlendirilmekte, B tipi ADSM’lerin adres
değişikliği halinde dahi, şartları oldukça
ağır olan A tipi ADSM haline gelmesi,
aksi takdirde kapanması
gerekmektedir.
Yönetmelik, emek
verenlerin sahibi
olduğu küçük çalışma
birimlerinin
büyük ölçüde ortadan kalkmasını hedeflemektedir.
5) A tipi ADSM koşulları.
Diş hekiminin bir biçimde A tipi ADSM
açmaya niyetlenmesi halinde de istenen
koşulları yerine getirmesi yetmemekte,
bir de tabip ortak bulması gerekmektedir.
Tabip ortak zorunluluğunun sebebi
anlaşılamamaktadır. Bu kararla ADSM, diş
hekimlerinin emeklerini koyarak çalıştıkları
sağlık kuruluşundan sermaye koyan ortağın
kâr beklentisini karşılamaya çalışan bir
yapıya dönüşmüştür.
6) Diş teknisyeni ADSM’de çalıştırılabilirken
muayenehanede çalıştırılamayacak.
Yönetmelikte ağız-diş sağlığı hizmeti
sunulan yerler arasında ADSM’ler lehine
düzenleme yapılmış; diş teknisyenleri
muayenehanede çalıştırılamazken
ADSM’lerde çalışmalarına izin verilmektedir.
7) Tanıtım yapılması imkanı genişletilip
reklama izin veriliyor.
Sağlık hizmetinin kendine özgü niteliği
bir kenara bırakılarak, tanıtım adı
altında reklama izin verilmektedir. Bu
niteliğiyle, sağlık kuruluşlarının kâr
amaçlı ticari yapılar gibi hasta talebini
artırmak ya da diğer sağlık kuruluşlarının
önüne geçmek amacıyla reklam yapmaları
mümkün hale gelmiştir. Genel olarak
sağlık hizmetlerine zarar verecek olan bu
yaklaşım muayenehaneler ve küçük sağlık
kuruluşlarının aleyhine bir durum yaratmıştır.
8) Sağlık kuruluşunun bir daha açılmamak
üzere bütünüyle kapatılması da
mümkün.
Kapatma yaptırımı uygulanmasına
karşın çalıştığı iki kez saptanan sağlık kuruluşunun
ruhsatı iptal edilerek yeniden
ruhsat verilmeyeceğinden muayenehanenin
yeniden ruhsatlandırılmaması, ilgili
diş hekiminin ömür boyu mesleğini yapamamasının
önü açılmıştır. Ölçüsüz olan bu
yaptırım hukuka aykırıdır.
9) Meslek örgütü ile diş hekimleri arasındaki
bağ zayıflatılıyor.
Diş hekimi ile meslek örgütü arasındaki
bağın mümkün olduğunca gevşetilmesine
yönelik bir adım atılmıştır. Bu kapsamda,
dişhekiminin çalışma izni verilirken oda
kaydı aranmadığı gibi inceleme ekibi de
bütünüyle idare çalışanlarından oluşturulmakta,
oda temsilcisine söz konusu
kurulda yer verilmemektedir. Bu yaklaşım
kabul edilemez.
Mesleğe
darbe
olan
yönetmelik değişmeli
Toplumun sağlığı
tehlike altında!
Başkan Hüseyin Tunç, ülkede hukuk
yönünden de sıkıntılar bulunduğunu
söyledi. Tunç, “Ülke olarak yeni bir seçimden
çıktık... Neredeyse bir yıldır seçim
sathındayız. 7 Haziran seçimlerinden
sonra 1 Kasım seçimini de geride bıraktık.
Seçimlerle birlikte, keşke ülkemiz ve
çocuklarımız adına tüm kaygılarımızı ve
korkularımızı da geride bırakmış olsaydık.
Maalesef öyle olmadı. Anlaşılan, kaygılarımız
ve korkularımız artarak devam edecek”
dedi ve şunları anlattı:
“1 Kasım seçim sonuçları tüm meslek
camiamıza ve ülkemize ‘hayırlı olsun’
demeyi çok isterdim. Ama ne yazık ki,
böyle bir temennide bulunamıyorum.
Önümüzde, inandığımız değerler uğruna
vereceğimiz çetin bir mücadelenin daha
yeni başladığını görüyorum.
Ülkemiz her geçen gün daha da bir
uçurumun ucuna doğru itilmeye çalışılıyor.
Artık milli bayramlarımızda Atatürk anıtlarına
demokratik kitle örgütlerinin ve sivil
toplum örgütlerinin çelenk koymasına bile
tahammülü kalmayan iktidarın bunu engellemek
adına, yönetmelikler çıkardığını
biliyor ve artık her bayramımızda yaşadığımız
kaoslarla buna bizzat şahit oluyoruz.
Tüm milli bayramlarımızda olduğu gibi
29 Ekim 2014 Cumhuriyet Bayramı törenlerinde
de Antalya Diş hekimleri Odası
olarak Oda Çelengimizle birlikte diğer
meslek odaları ve sivil toplum örgütleri
ile Cumhuriyet Meydanı’nda yerimizi aldık.
Ancak Çelenk koyma töreni sırasında
tören alanında bulunan emniyet güçleri
tarafından engellemelere maruz kalarak
yaşanan arbede de darp edildik.
İlerleyen aylarda ise hiç alışık olmadığımız
ve bizi derinden üzen olayları
yaşamaya başladık. Kliniğimiz, emniyet
güçleri tarafından basılarak zorla karakola
götürülmeye çalışıldık. Bir dizi karakol ifadeleri
ve savcılık soruşturmaları sonunda,
yargılandığımıza dair mahkeme celbi ulaştı
elimize. Anladık ki, çelenk koyduğumuz
için 3 yıl hapis ve meslekten men cezası ile
yargılanıyoruz.
Türk ulusunun ve cumhuriyetimizin
doğum günü olan cumhuriyet bayramını
kutlamak, Ulusal kurtuluş ve kuruluş mücadelesine,
tarihine sahip çıkmak zaten
her yurttaşın ve kurumun anayasal görevidir,
varlık sebebidir. Bizler de bu yurttaşlık
görevimizi yerine getirirken mahkemelere
çıkarılıyor olmamız son derece manidardır.
Bizleri, yoldan geçen sıradan hır gür çıkaran
insanlar gibi gösterilmeye çalışılması
ise gerçekten trajik komiktir.
Her gün onlarca Mehmetçiğimizin
ve polisimizin şehit edildiği gazilerimizin
geldiği, sivil yurttaşlarımızın katledildiği
bugünlerde; Vatanımızın bütünlüğü,
Milletimizin birliğinden, emekten, cumhuriyet
ve kazanımlarından ve Atatürk ilke ve
devrimlerinden yana olan kurum yöneticisi
ve üyelerinin sanık konumuna oturtulmasını
son derece manidar buluyoruz.”




EKTEKİ DOSYAYI GÖR