ANTALYA
DİŞ HEKİMLERİ ODASI
 
Oda Başkanımız Diş Hekimi Hüseyin Tunç’un 12 Eylül 2015 tarihli Akdeniz Gerçek gazetesine vermiş olduğu röportajı.

Diş Hekimliğinde Komik Uygulamalar

Diş Hekimleri Odası Antalya Şube Başkanı Hüseyin Tunç, siyasi iktidarın her alanda olduğu gibi dişhekimliği alanında da komik uygulamalar yaptığını, ağız ve diş sağlığı tedavisinde genel sağlık hizmetlerinin tersine özel muayenelerin önünü açmadığını söyledi.

Yerel yöneticiler seçim dönemlerinde meslek odalarıyla görüşürler, oy almak için talepte bulunurlarama göreve başladıkları zaman meslek odaları unutulur. Diş Hekimleri Odası Antalya Şube Başkanı Hüseyin Tunç ile diş hekimleri ile meslek odalarının sorunları ile yerel yönetimlerden beklentileri konuştuk. Tunç, Türkiye’de diş hekimliği hizmetininyetişmiş insan gücü, hekim, teknik alt yapı ve teknik teçhizat olarak dünya standartlarının üzerinde olduğunu belirtti, yönetmelik ve mevzuatla ilgili sıkıntılar yaşadıklarını bildirdi.

Diş Hekimleri Odası Antalya Şubesi ne zaman kuruldu?

Diş hekimliği camiasındaki yapılaşma diğer meslek odalarından biraz farklıdır. Diğer meslek gruplarından farklı olarak ilk önce çatı örgüt kurulmuş, daha sonra il şubeleri açılarak meslek örgütlenmesine gidilmiştir. Öncelikle odalar kurulmuş, 1985 yılında odalar birleşerek Türk Diş Hekimleri Birliğini oluşturulmuştur.

Türk Diş Hekimleri Birliği’nin kaç üyesi vardır?

Antalya Diş Hekimleri Odasının 980 üyesi vardır. Bunlar 670-680 civarı merkezde kalanları ilçelerde örgütlenmiştir.

Diş hekimlerinin genel sorunları nelerdir?

Türkiye’de diş hekimliği hizmeti yetişmiş insan gücü, hekim, teknik altyapı ve teknik teçhizat olarak dünya standartlarının üzerindedir. Bu nedenle yaşadığımız sorunlar yönetmeliklerle, mevzuatlarla ilgilidir. Bunlarla ilgili ciddi sıkıntılar yaşıyoruz. Ülkemizde meslek örgütlerinin fikir ve kanaatleri alınmadan, sahada yapılan çalışmalar göz ardı edilerek masa başında yönetmelikler hazırlanıyor. Diş hekimliği ile ilgilide en son yönetmelik Şubat 2015 tarihinde hazırlandı. Bu yönetmeliğin hazırlanma sürecini hiçbir aşamasında meslek örgütlerine hiçbir bilgi verilmedi ve hiçbir müzakere yapılmadı. Diş hekimliğine yönelik ilk yönetmelik 1999 yılında hazırlanmıştı ve o tarihten itibaren yönetmelik mesleki uygulamalarımızda kullanılıyordu. Zaman zaman aksayan yönleri olmasına rağmen bu camiaya yeterli bir yönetmelikti. Bu yönetmeliğin bazı hükümlerinin değiştirilmesi yeterliydi. Ancak Sağlık Bakanlığı, bu yönetmeliğin aksayan yönlerini değiştirmektense, tamamını değiştirmeyi tercih etti. 1999 yönetmeliği hazırlanmasında Sağlık Bakanlığı ve Meslek Örgütü bir araya gelerek karşılıklı müzakere ederek yapılmıştır. Çünkü bu mesleğin en iyi ihtiyaçlarını bilen bu mesleği uygulayan meslek örgütüdür. Sağlık Bakanlığı da bu işin idari kısmını yüklenen insanlardır. Onlar hep birlikte bir araya gelerek yönetmeliği hazırlamışlarıdır. Ancak Şubat 2015 de meslek örgütlerinin fikri alınmadı. Kendilerine göre bir yönetmelik hazırladılar. O zamana kadar Türkiye çapında yaptığımız eylemlerin hiçbirine kulak vermediler. Hatta Antalya Diş Hekimleri Odası olarak Sağlık Bakanlığı’nın önünde çarpıcı bir eylem düzenledik. Sesimizi duyurmak içinde “Biz Antalya’dan tabutla yola çıktık. Eğer bu yönetmeliği hayata geçirirseniz meslek örgütünü öldüreceksiniz ve biz de temsili olarak şimdi bu tabutu Sağlık Bakanlığına teslim etmeye geldik. ” diye haykırdık. Ancak sağlık bakanlığı bize kulak vermedi. Yeni yönetmelikle meslek örgütünün içine yüzde 49’luk meslek dışı bir sermayenin girmesine sebep oldu. Bu diş hekimliği ile ilgili olmayan bir insanın diş sağlığı kliniği açarak ve hekim alarak diş hekimliği hizmeti vermeye başlaması demekti. Yani diş hekimliği hizmeti ticari anlayışa dönüştü. Yatırımcı doğal olarak geriye dönüşümü sağlamaya çalışıyor, ticari anlayış öne çıkınca da meslek ahlakına uygun olmayan uygulamalar devreye giriyor. Bir hastaya tedavi yöntemini ortaya koyarken diş hekimi meslektaşımız tamamen etik kurallar çerçevesinde ve meslek ahlakına uygun şekilde koyar. Örneğin bir hastanın dişi sadece 150-200 liralık dolgu ile kurtarılacaksa, sadece dolgu yapılır. Ancak ticari bir diş hekimliği kliniğinde doktora talimat verilir, maksimum kar edebilmek için diş çekilip yerine daha fazla fiyatı olan implant yapılır. Bu yüzden biz diyoruz ki diş hekimliği hizmeti sadece diş hekimlerine verilmelidir, özel sektör, sermaye buraya dâhil olmalıdır. Sermaye burayadâhil olduğu zaman gerçekten halk sağlığı ile ilgili ileride çok ciddi, telafi edilemez sorunlar ortaya çıkıyor. Sağlık dışında yaptığınız bir hatada pardon diyerek telafi etmek yoluna gidebilirsiniz ama sağlıkla ilgili yaptığınız bir hatada pardon deme şansınız yoktur. Aksi takdirde sizin yaptığınız bir yanlışla hasta organını kaybeder. Yeni yapılan yönetmelikte bu hükmü koydular. Bu hükmü de bu ülkede sermaye baskısına dayanamadıkları için koydular ve Sağlık Bakanlığı bu konuda geri adım atmadı.

Hükümet diş hekimliği hizmetlerini bir sağlık sorunu olarak görmüyor mu?

Mevcut siyasi iktidar her alanda olduğu gibi diş hekimleri alanında o kadar komik uygulamalar yapıyor. Genel sağlıkta bütün branşlar da üzerine ne kadar ödemeniz gerekiyorsa satın alabiliyorsunuz. Ama bir istisna vardır oda diş hekimliğidir. Devlet meslek örgütü ile bir devlet protokol yaptıktan sonra bu muayenehanelerde bu hizmeti satın alabilir. İnsanlar devletin açmış olduğu ağız ve diş sağlığı merkezlerinde, devlet hastanelerinde aylarca kuyrukta beklemek zorunda değil ya da insanların hekim seçme özgürlüğünü siz baskılarla ortadan kaldıramazsınız. Sağlığınıza ne kadar önem verirseniz verin eğer ağız ve diş sağlığınız yerinde değilse vücudun genel sağlığının da yerinde olmasını beklemek mümkün değildir. Ne hikmetse hükümet, ağız ve diş sağlığı söz konusu olduğu zaman vatandaşın bu hizmeti özel muayenehanelerden alınmasının önünü açmıyor. Burada ciddi bir sıkıntı ve çıkmaz vardır. Ya genel sağlıkta uyguladığınız politika yanlıştır ya da sadece dişhekimliği hizmetini satın almamak yanlıştır. Bunun ayrımı mutlaka yapılmalı, bu konuda devlet ne yapacağına karar vermelidir.

Antalya’daki meslek odalarına yönelik yerel yöntemleri nasıl buluyorsunuz?

Yerel yönetimlerin meslek odalarıyla iyi bir diyalogda olduklarını düşünüyorum. Biz meslek odaları olarak her zaman için yerel yöneticilere vatandaşın sorularını en iyi bilenlerin meslek odalarının olduğunu söylüyoruz bu her meslek için geçerlidir. Yaşanılan sıkıntıların ve sorunların en iyi cevabını ve çözüm yolunu da meslek odaları bilir. Yerel yöneticiler seçim dönemlerinde meslek odalarıyla görüşürler oy almak için talepte bulunurlar ama göreve başladıkları zaman meslek odaları unutulur. Biz hep düzenli olarak haklın yaşadığı sorunları ve çözümlerini bu meslek odalarından alın, kendiniz bu sorunlara yönelik bir proje geliştirerek vatandaşa hizmet edin talebinde bulunduk. Ama maalesef bunun Antalya da iyi işlediğini söyleyemem. Bu ciddi bir eksikliktir ve halka gidecek hizmetin çok iyi planlanmadığı demektir. Belediyecilik hizmetleri artık park ve kaldırım yapmanın ötesinde bir şeydir. Bu konuda umarım yerel idareciler biraz daha duyarlı davranarak meslek odalarıyla sıkı bir ilişki içine girerler.

Kent mücadelesinde ne gibi eksiklikler görüyorsunuz?

Meslek odalarının düşünceleri doğrultusunda bir proje gerçekleştirilmiyor. Hangi proje gerçekleştiriliyorsa ilgili meslek odası projeye bir dava açıyor. Meslek odalarının amacı idarecilerle sürekli bir sürtüşme içinde olmak değil ama meslek odalarının da bir etiği ve ahlaki değerleri vardır. Eğer kendi meslek alanı ile ilgili yanlış bir proje o şehirde uygulanıyorsa o projenin önce söylemle karşısında olmak onun asli görevidir. Belediye bir projeye başlamadan önce meslek odalarının fikrini alırsa, kafasında ki düşünceden çok daha farklı bir perspektifte bir proje geliştirebilir. Meslek odaları tarafından dava açılan projeler yıllarca mahkemede bekleyecektir. Zaten vatandaşlarımız seçim dönemlerinde bunun hesabını yerele idarecilerden mutlaka soruyorlar. Bunu geçmiş dönemlerde Antalya Büyükşehir’de de gördük.

Antalya’da devlet hastanelerinde diş klinikleri yeterli mi?

Biz meslek örgütü olarak bunun yeterli olduğunu düşünmüyoruz. Yeterli olması da mümkün değildir. Çünkü diş hekimliği hizmeti butik hizmettir. Eğer hasta her gittiğinde farklı bir hekime tedavi oluyorsa artık bu tedavi sağlıklı yürütülemez. Vatandaşa koruyucu diş hekimi verilmesi, toplumun ağız ve diş sağlığında bilinçlendirilmesi gerektiğini ve devletin özel muayenehanelerden hizmet satın alarak hizmetin bu muayenehanelerde verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Siz bunun yeterli olup olmadığını devletin ağız ve diş sağlığı merkezinin önünde 1-2 saat zaman harcayarak anlayabilirsiniz.

Meslek örgütlerinin yok edilmek istenmesine yönelik neler söyleyebilirsiniz?

Siyasi otorite, bu ülkede her kurumla çalışarak 13 yılını geçirdi. 13 yılın sonunda ise çalıştığı birçok yeri kendi yandaşlarıyla devşirdi. Bir yer hariç oda meslek odalarıdır. Bugün siyasi otoritenin karşısında bir tane yargı mensubu bir tane üniversite rektörü gösteremezsiniz. Bir tek meslek odaları kaldı çünkü meslek odalarında yöneticiler seçimle gelip seçimle giderler. Her türlü baskıya rağmen ele geçiremediler. Ele geçiremedikleri için yok etmeye çalışıyorlar. Başarılı olacaklarını zannetmiyorum çünkü bu ülkede meslek odaları ahi geleneğinden itibaren yaşayan bir mekanizmadır. Bunu her türlü sıkıntıya sokup itibar kaybetmelerini sağlasanız bile yok edemezsiniz. Meslek odalarının üyeleri odalarına sahip çıkmaktadır.

Geçen yıl 29 Ekim çelenk sunma töreninde kurumları ait çelenklerin engellenmesi sonucunda çıkan arbede de 3 polisin şikayeti üzerine 6 kişi hakkında yargılanma isteniyor. İçerisinde sizde varsınız bunun hakkında neler söylecek siniz? Artık ulusal bayramlarda kimin nasıl çelenk koyacağını bile yönetmelik altına alarak engellemeye ve kısıtlamaya başladılar. Bu da milletin milli bayramlara sahip çıkması otoriteyi ciddi anlamda rahatsız ettiğinin göstergesidir. Haklı olarak korkmaktadırlar çünkü milli bayramlarına sahip çıkan bu toplum onlarında bildiği gibi 13 yıl boyunca yaptıklarının hesaplarını gün gelecek soracaktır. Bir gün şimdi devşirdikleri yargı değişecek, bağımsız yargı bu ülkede tekrar tesis edecek ve ülkeyi bu hale getirenlerden hesap soracaktır. Geçen yıl bizde bütün meslek odalarıyla birlikte oradaydık. Bu bayram hepimizin bayramı ve kimseye ayrım yapılamaz. Meslek odamızın çelengiyle örgüt disiplini içinde oradaydık ve çelenk konulması engellenmeye çalışıldı. Hatta daha sonrada polis olduklarını öğrendiğimiz insanlar elimizden çelenklerimizi almaya zorla kalkıştılar. Burada ciddi bir arbede yaşandı bunu sonucunda biz yine cumhuriyet bayramımızı kutladık ve çelengimizi koyduk. Karakola ifade verdikten sonra 3 polisin bizden şikâyetçi olduğunu öğrendik. Bizlerde arbede de tramva yaşadık ama şikâyetçi olmadık. 3 polis darp raporu almışlar bizde yaralandığımıza dair darp raporu aldık ama kimseden şikâyetçi olamadık. Bizi cumhuriyet bayramında çelenk koyma teşebbüsünde bulunmak ve çıkan arbede de polislerin görevini yapmasını engellemekle yargılanıyoruz. Aslında bayramımızı kutlamaya engel oldukları için bizim şikâyetçi olmamız gerekiyor. 3 yıl hapis istemi ve meslekten men cezası ile yargılanıyoruz. Şuan ülkemizde ekonomik ve terör ile ilgili ciddi sorunlar varken siyasi hükümetin bu tür teferruatla uğraşmasını esefle kınıyoruz.

Hüseyin Tunç kimdir?

1968 Antalya doğumludur. İlköğretim 3.sınıfa kadar Antalya’da gerçekleştirmiş, daha sonra babasının Almanya’da işçi olmasına nedeniyle ortaokul yıllarına kadar orada eğitim aldı. Oradan da tekrar 1980 yılında Türkiye ye döndü. Orta öğretimimi Antalya merkez ortaokulunda lise öğrenimimi de Antalya çağlayan lisesinde tamamladı. 1986 yılında Ankara Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesine kaydımı yaptırıp 1992 yılında mezun oldum. Mezuniyetimden de itibaren meslek odasının bütün alt komisyonlarında görev yaptım. 2004 yılında meslek odasının yönetiminde görev aldım. O tarihten itibaren de her türlü kademede görev aldı ve 2 dönemdir de başkanlığı yürütüyor.




EKTEKİ DOSYAYI GÖR