ANTALYA
DİŞ HEKİMLERİ ODASI
 
Oda Başkanımız Sn. Hüseyin Tunç'un 23.02.2015 tarihli Akdeniz Güncel Gazetesinde yayınlanan röportajı;

Antalya Diş Hekimleri Odası Başkanı Hüseyin Tunç, sağlıkta işlerin iyi gitmediğini, yeni çıkan yönetmelikle halk sağlığının ciddi şekilde riske edildiğini vurguladı.
Tunç, “Hekimlerin kalitesi patrona kazandırdıkları para ile cirolarla ölçülemez. Hekimin iyiliği ve kötülüğü hastaya vermiş olduğu sağlık hizmeti ile alakalıdır. Bizim en büyük kaygımız budur” dedi.

ANTALYA’DA KAÇ DİŞ HEKİMİ VAR ?
Tunç: Antalya Diş Hekimleri Odası’nın 979 - 980 tane aktif üyesi var. Bunun yaklaşık 650’si Antalya Merkezde 330 civarında ise ilçelerde kayıtlı diş hekimimiz var. 
YENİ YÖNETMELİĞİN DİŞ HEKİMLERİNE VE SAĞLIĞA VERDİĞİ ZARARLAR NE ?
Tunç : Yönetmeliği ortaya çıkarırken amacı yönetmeliğin maddelerine baktığınızda görüyorsunuz. Yönetmelikler neden ortaya çıkar. Sistemin daha iyi çalışmasını ve sistemin daha sağlıklı yürümesini sağlar. Yeni çıkan yönetmeliğe baktığımızda aslında sistemi tıkayan ve serbest muayenehaneciliği zaman içerisinde ortadan kaldıran hükümler içeriyor. Ve en büyük tehlikesi özel sermayeyi diş hekimliği hizmetlerinin içine sokuyor. Bizim hep savunduğumuz bir şey vardır. Evet ticaret bir yere kadardır. Ama sağlıkta ticaret yoktur. Gerek diş hekimliği hizmetlerinde gerek genel sağlık hizmetlerinde elbette bir para sirkülasyonu vardır. Bu kaçınılmaz. Ama hiç bir zaman bir hekim ticari kurallarla ne kafası çalışır ne muayenehanesini öyle çalıştırır. 
Bu ne demektir. Ticaretin temel bir kuralı vardır. O da minumum maliyet, maksimum kardır. Temeli de budur. Yatırımcının hedefi budur. 
Hekim asla böyle düşünmez. Hekimlikte deontolojik olarak mesleki ahlak ve karakter olarak bu düşünülmez. Bizim karşı olduğumuz temel nokta o. Sermayeyi bakkal dükkanı açar gibi, bakkal açar gibi bir klinik açmasına izin verirseniz ve o sermayeci hekimleri o klinik içerisine maaş karşılığı alırsa o klinikte çalışırken mecburen yatırmış olduğu sermayenin karşılığında büyük bir kar realizasyonu gerçekleştirmek için minumum maliyet ve maksimum kar prensibi ile çalışacaktır. 
Öyle yaptığınız zaman insan sağlığını kar uğruna ikinci plana atmak durumunda kalacaklar. İşte bu tehlikenin ciddi bir boyutunu ortaya koyuyor. Basit bir örnekleme ile şunu söyleyebilirim. Diş hekimliğinde temel hedef hastamızın doğal dişini kurtarmaktır. 
Dolguyla, kaplamayla, kanal tedavisiyle. Hiç bir meslektaşım kolay kolay bir dişi çekmez. Çünkü bizim mesleki ahlakımız, mesleki etiğimiz önce doğal olanı korumaktır. 
Diş çekilmez mi çekilir. Siz dolgu yapmışsınızdır 3-5 yıl gitmiştir, kanal tedavisi yapmışsınızdır bir 3-5 yıl daha gitmiştir, üstüne kaplama yapmışsınızdır bir 3-5 yıl daha gitmiştir. Hasta artık o dişini tedavilerle 10-15 yıl kullanmıştır, ondan sonra tekrar sorun çıkmıştır evet çekilmiştir. Kabul. 
Ama ticaret mantığına bakılırsa bu şu demektir. Bir dişi 150-200 liralık dolguyla kurtarırsınız. Ama eğer patronaj kaynaklı bir klinik varsa patron diyecek ki bir dakika bu dişi çekipte bunun yerine implant yaptığınız zaman bunun maliyeti 2 bin liradır, 2 bin 500 liradır. Şimdi bir işletmeci mantığı 200 lirayı mı yeterli bulur 2000 lirayı mı ? Elbetteki 2 bin lirayı. Bir süre sonra hekimlere baskı gelecektir. Yani sermaye patronajlı kliniklerde çalışan meslektaşlarımız o patronların baskısına uğrayacaklardır. 
Ve bir süre sonra şu ortaya çıkacaktır. Bu arkadaş çok fazla ciro yapamıyor, kusura bakma biz senle çalışmaya devam edemiyeceğiz. Tabii bu diş hekimliğinde de böyle, genel tıpta da böyle. Hepsinde böyle. 
Hekimlerin kalitesi patrona kazandırdıkları para ile cirolarla ölçülemez. Hekimin iyiliği ve kötülüğü hastaya vermiş olduğu sağlık hizmeti ile alakalıdır. Bizim en büyük kaygımız bu. 
Muayenehanelerin kapanacak olması elbette ki canımızı çok acıtıyor. Ama bizim en büyük gördüğümüz tehlike vatandaşın halk sağlığının ciddi şekilde riske edildiğidir bu yönetmelikle. 
TIPTA PARDON DEME ŞANSINIZ YOK
Tunç :
Tıpta bir şey vardır, “pardon” deme şansınız yok. Başka bir mühendislik alanında, başka bir şeyde yanlış yaparsınız hop el frenini çekersiniz kalıbı değiştirirsiniz, kaldırımın taşları yanlış olmuştur bir kısmını değiştiriverirsiniz. Ama insan sağlığı üzerinde bir hata yaptığınız zaman “ya pardon, kusura bakma” deme şansınız yok. Her pardon deyişiniz bir can demektir. Onun için hekimlerin “pardon” deme şansı yoktur. 
İktidarlarında yoktur. Yani halk sağlığını tehlikeye atacak düzenlemeler yaparken yüz defa düşünmeleri gerekir. Bizim bu yönetmelikteki karşı olduğumuz ana konu bu. 

MUAYENEHANELERE CİDDİ BARİYERLER KONULDU. DİŞ HEKİMLERİ BUNDAN NASIL ZARAR GÖRECEK.
Tunç : Bunu ortaya çıkardığınız zaman bir süre sonra muayenehanelerin oluşturulmasında ciddi bariyerler de koyuyorsunuz aynı zamanda. Nedir bu bariyerler ? Bodrum dahil 4 kat diyor asansör olmayan binalarda muayenehane açılamaz. Güzel. Bunu niçin getiriyorsunuz ! Bunu engelli vatandaşların sağlık hizmeti alması için getiriyorsun. Kabul. Şimdi siz imar yasasına göre 5 kata kadar binaları asansörsüz yapmaya yetkili kılmışsınız. Kusura bakmayın ama beş katlı binalara kadar asansör yapmadığınız yerlerde konut olarak kullanılmasına izin vereceksiniz, avukat bürosu olarak kullanılmasına izin vereceksiniz, her türlü işyeri açılmasına izin vereceksiniz ama diş hekimi muayenehanesi açılmasına gelince engellilerin hizmet alması için izin vermiyoruz diyeceksiniz. 
Peki engelli dördüncü kattaki avukata nasıl ulaşacak ? Hiç onu düşündünüz mü ? Böyle bir mantıksızlık, böyle bir masa başında hazırlanmış bir yönetmelik olamaz. Biz bunu kabul etmiyoruz. Şu diyebilirsiniz bakın. Poliklinik sayısını, muayenehane sayısını asansörlü binalarda yeni açılacak muayenehanelerde bunu düzenleyebilirsiniz. Ama bunu yaparken de ülkenin bütünlüğünü düşünürsünüz.
İmar yasasında sen neyi kabul etmişsin. Asansör için 5 katı mı ? 5 katlı imar yasasına göre olan yerlerde asansör zorunluluğu diye. Kaldı ki siz imar yasanızda asansör zorunluluğu koyarken asansörlerde engelli vatandaşın gireceği dizaynını yaptınız mı ? Yapmadınız. Asansör var ama daracık bir asansör. Ne işe yaradı. Burası bir hukuk devleti. Hukuk devleti ise ben masa başında oturdum 2 günde bir yönetmelik hazırladım ve bunu uygulayacağım diyemezsiniz. Keyfi uygulama yapamazsınız. Böyle bir şey yapmaya kimsenin hakkı yok. Biz buna karşıyız. 


MUAYENEHANELERDE DEPREME DAYANIKLILIK RAPORU İSTENİYOR
Muayenehanelerde depreme dayanıklılık raporu talep ediyorlar. İyi güzel de bu bina yapılırken bunun ruhsatını kim vermiş ? Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakanlıkları ya da belediyeleri vermiş. Peki siz buraya oturma iznini nasıl verdiniz, Madem depreme dayanıklı değil. 
Siz bütün insanların, ticaret yapanların o binaları kullanmasına göz yumacaksınız, depreme dayanıklılığını da hiç düşünmeyeceksiniz ama diş hekimi muayenehane açacağı zaman “aa bir dakika” depreme dayanıklılık raporunu istiyorum diyeceksiniz. Bu kadar aptalca bir yönetmelik olamaz. 
Genel iskan istiyorlar. Türkiye’de %60-70 binalarda genel iskan yok. Bunu devletin resmi İstatistik Enstitüsü ifade ederken, siz buralarda oturan milyonlarca insanın hayatını hiç düşünmüyorsunuz da diş hekimi muayenehane açacağı zaman mı genel iskanı şart koşuyorsunuz. Bu kadar tutarsızlık olamaz. Bizim isyanımız bu tutarsızlıklara, bu anlamsızlıklara.


MUAYENEHANE AÇARKAN TIBBEN GEREKLİ OLMAYAN MALZEMELERİ ŞART KOŞUYORLAR.
Bizim mesleğimizin malzemelerini satan şirketlerin esiri olmuş Sağlık Bakanlığı. Bunu nerden çıkartıyoruz. Muayenehane açmak için siz tıbben hiç gerekli olmayan malzemelerin bulunmasını şart koşamazsınız. Bunlardan birisi RVG dediğimiz bir cihaz. Anında film görüntüsünü çeken ve ekrana yansıtan bir cihaz. Eğer diş hekimi muayehanesinde normal bir röntgen cihazı varsa RVG’yi şart koşamazsınız. Hem röntgen cihazı olacak, hem RVG cihazı olacak. Peki bu ikisi ne işe yarayacak ? Hiç. Sadece bunu satan işletmelerin para kazanmasına yarayacak. Başka bir işe yaramayacak. 
Muayenehanede diş taşı temizleme aletlerimiz vardır. Bundan beş tane bulunacak. Bir cihazı gidipte satın aldığınızda içerisinde 3 tane çıkıyor zaten. Niye beş tane hüküm koyuyorsunuz. Bunun gibi zorunluluklar var ki aklın mantığın kabul edeceği şeyler değil. 

MESLEK ÖRGÜTLERİ TAMAMEN YOK EDİLMEK İSTENİYOR
Öbür taraftan baktığınızda yönetmeliğin temel hedeflerinden birisi meslek örgütlerini tamamen yok etmek. Bunu da nasıl yapıyorsunuz. Meslek örgütlerinin elinde olan yetkileri tamamen tırpanlayarak yapıyorsunuz. Denetim ekiplerinin içerisinde yer almasına izin vermeyerek yapıyorsunuz.

KAÇAK ÇALIŞANLARA YÖNELİK ETKİN DENETİMLER YAPILIYOR MU ?
Tunç :
Antalya merkezde bununla ilgili duyumlar aldığımız yerlerde İl Sağlık Müdürlüğü ile ekipler halinde ciddi denetimler yapıyoruz. Denetimler de sık sık yapılıyor. 

DEVLETİN VERDİĞİ DİŞ SAĞLIĞI HİZMETİ YETERLİ Mİ ?
Tunç :
Devletin verdiği hizmetin yeterli olup olmadığını bence devletin Ağız Diş Sağlığı Merkezlerine gidipte sağlık hizmeti alan vatandaşlarla görüşüldüğünde çok daha sağlıklı bilgiler alınabilir. 
Bize yansıyanlar buralarda sağlıklı bir tedavinin alınamadığını gösteriyor. Neden sağlıklı bir hizmet alınamıyor. Birincisi buralarda çok yoğun bir talep vardır. Devlet öyle bir anlayışa sahip ki genel tıp alanında farklı bir uygulama yapıyor. Genel tıp alanında gittiğiniz bir özel hastaneden kimliğinizi verdiğinizde istediğiniz sağlık hizmetini satın alabiliyorsunuz. 
Peki dişiniz ağrıdığında neden devletin hizmet verdiği merkezlerde aylarca beklemek zorunda kalıyorsunuz. Siz bu devlete 25 yıl çalışmışsınız, siz bu devlete prim ödemişsiniz, sizin sosyal güvencenizle neden sağlık sorununuz giderilmiyor ? Ya da genel tıpta bir kısmı gideriliyor da dişte neden giderilmiyor. Neden bunu devlet karşılamıyor. Ya genel tıpta özel hastanelerin aldığı hizmet sistemi yanlış ya da devletin dişte verdiği hizmet sistemi yanlış. İkisinin örtüşmesi lazım. Bir tarafta özel sektörde hizmet alıyorsunuz piyasa ekonomisini takip ediyorsunuz, öbür tarafta sosyalist bir devlet anlayışına sahipsiniz. Sadece bu hizmeti ben vereceğim diyorsunuz. 
Ama veremediğiniz ortada. Bir yandan da Türkiye’de ve Antalya’da gerçekten dünya standartlarında ve onun üzerinde teknik kapasitelere sahip muayenehaneler var. Antalya’ya 969 hekim var. Bu hekimler gerçekten çok iyi yetişmiş hekimler. Öbür tarafta da devlet kendi imkanları ile hizmet vermeye çalışıyor. Diğer tarafta da 900 muayenehane bekliyor. Böyle bir çarpıklık olamaz. Bu vatandaşa eziyetten başka bir şey değildir. 

DEVLET ÖZEL MUAYENEHANELERDEN HİZMET SATIN ALMALI MI ?
Tunç : Devletin özel muayenehanelerden hizmet satın alması lazım. Nasıl ki siz hastaneye gidip dahiliyeciye muayene olabiliyorsanız, özel muayenehaneye gidip kimliğinizi çıkartıp tedavinizi olup, bunun hukuki düzenlemesi %30 - %40 her neyse cebinizden farkı ödeyip tedavinizi olabilmeniz lazım. Neden vatandaş oralarda beklemek zorunda. Neden 15 gün, bir ay, iki ay beklemek zorunda. O randevu veren arkadaşlar ya hiç diş ağrısı çekmemişler ya da kolay ulaşıyorlar. 

PERFORMANS SİSTEMİ DOKTORU NASIL ETKİLİYOR ?
Tunç : Sağlıkta dönüşüm projesi ile birlikte performans sistemi devreye girdi. Sağlık hizmetinin kalitesi hastayı iyileştirmenizle ölçülür. Bir günde kaç tane hasta baktığınızla ölçülemez. Bu tamamen göreceli bir şeydir. Siz otorite olarak eğer hekime şunu söylerseniz, bunu hem diş hekimliği için hem de genel tıp hekimliği için söylüyorum, aylık 1500-2000 lira fix maaş artı üzeri ne kadar performans gösterirsen o kadar maaş veririm derseniz işte suistimaller burada başlar. 
Devleti şirket mantığı ile yönetirseniz bu çıkar ortaya. Bugün özel sektörde patronaj kaynaklı sağlık işletmesi ile devletin mantığı maalesef aynı noktaya gelmiştir. Ve bunu yapan da Sağlık Bakanlığı’nın ta kendisidir. Gerek bundan önceki sağlık bakanı, gerekse şimdiki Sağlık Bakanı. Bu ciddi tutarsızlıktır. Bunun peşinden ne gelir biliyor musunuz ? Siz ne kadar ameliyat yaparsanız o kadar para alırsınız. 
Peki gerçekten ameliyatın gerekli olup olmadığına kim karar verecek ? Peki gerekmediği halde yüzlerce ameliyatın yapılmadığını nereden biliyoruz ! Gerekmediği halde yüzlerce dişin çekilmediğini nereden biliyoruz ? “Pardon” deme şansımız yok. Ama biz “pardon”u öyle bir geçtik ki bıçak kemiğe dayandı bile zaten. 

SAĞLIK HİZMETİNİN KALİTESİ YERDEKİ GRANİTLE, TV’NİN BÜYÜKLÜĞÜ İLE ÖLÇÜLMEZ.
Sağlık hizmetinin kalitesi gerek devletin açtığı sağlık işletmelerinde gerek özel sektörün açtığı sağlık işletmelerinde yerdeki granitle ölçülmez. Bekleme salonundaki LCD ekranın boyutu ile ölçülmez. Orada gerçekten verdiğiniz, hastaları iyileştirdiğiniz hizmetle ölçülür. 
Oturup insanların şunu düşünmesini istiyorum. Bundan 15 yıl önce devlet hastanelerinde bırakın özel sektörü bir kenara devlet hastanelerinde yapılan operasyon sayılarını lütfen bir açıklasınlar. Bundan 15 yıl önce her branşta yapılan operasyon sayısını bir açıklasınlar. Türkiye’nin 15 yıl boyunca yıllık nüfus artışını da hesap edelim bunla orantılı olarak bir de bugün yapılan operasyon sayılarını bir açıklasınlar. Arada 15-20 kat farklar var. Aradaki nüfus artışını gözönünde bulundurun, hadi bunun üzerine bir kaç puanda fazla koyun. Hastalık oranının da arttığını bir düşünün ama bu hiç bir zaman 15-20 kat olmaz. İşte burada bir şeyler kötü gidiyor. İşte burada öksürerek hastaneye giden insanın ameliyat edildiğinin göstergesi bence bu. Karnım ağrıyor deyip küçük bir gaz sancısı sonucunda hemen gel bir ameliyat edelim mantığının işte bir göstergesi bu.

HALK SAĞLIĞI BUGÜN TEHLİKEDE Mİ ?
Tunç: Gerçekten bugün halk sağlığı tehlikede. Bugün insanlar artık sistemin çarpıklığı ile hekimlere güvenemez hale geldiler. Hekimleri suçlamıyorum. Sistem bunu çökertti. Sistem şu anda Türkiye’de en kötü dönemini yaşıyor. Hizmetin kalitesi açısından. Ama yerin zemininin granit olması açısından , LCD ekranın boyutu açısından en iyi dönemini yaşıyor olabilir. Ama bu bizim vatandaşımıza hiç bir şey getirmez. Ben çok yakınımdaki insanlardan biliyorum. Daha bir hafta - 10 gün önce karnı ağrıyor, rahatsızlanıp gittiği sağlık kuruluşunda acil apandisit ameliyatı deniyor. Hem de devletin hastanesinde. Vatandaş endişeye kapılıyorlar, biraz düşünelim diyorlar başka bir hekime gidiyorlar ve bunun basit bir gaz sancısı olduğu görülüyor. 
Ne olur insan bedeninin üzerinden kar gerçekleştirmeyelim. Devletin kar etmek gibi bir mantığı olamaz. Devlet sağlık üzerine kar etmeyi asla düşünemez. Özel sektör bile böyle düşünüyorsa önüne geçmeli devlet. Ama nerede kaldı o devlet. Kalmadı. Hiç olmazsa sağlıkta şirket gibi hastaneleri yönetmeyelim. Minumum maliyet dediğiniz zaman, personelden düşeceksiniz, kullandığınız malzemeden kalitesizini seçeceksiniz.
Çok basit örnek veriyorum. Bu cihaz otoklav dediğimiz bir cihazdır. Sadece aletlerin sterilazasyonunu ve dezenfeksiyonunu sağlar. Minimum maliyet derseniz benim onu almama gerek kalmaz. Ama bu 10 bin liradır. Minumum maliyet dediğiniz de gider bir mini fırın alırım 300 liradır. İçine koyarsınız aletlerinizi çalıştırırsınız fırını 200 derecede aletleri steril ettim dersiniz. Ticaret mantığında minumum maliyet budur. 
Ama hekim bunu böyle düşünmez. Bir hastadan diğer bir hastaya enfeksiyon geçmesini nasıl önleyebilirim diye düşünür. Burada minimum maliyet düşünülmez. Devlette bunu düşünmemelidir zaten. Ama bugün gidin devlete. Ameliyathanede çalıştırılan personelin kimliğine bir bakın. Taşeron firmada asgari ücretle işe alınmış, yeri sildiği paspasla tezgahı da siler, çünkü o vatandaşın kabahati yok ki bu işin eğitimini almamış dezenfeksiyon nedir, mikrop nedir, sterilizasyon nedir bilmeyen bir insanın devlet adına minumum maliyet mantığı ile çalıştırırsanız operasyon çok başarılı geçer ama operasyondan sonra hepsi ölür. Ölüm vakalarına bakın %80’i postoperatif enfeksiyondur. Nereden gelir postoperatif enfeksiyon operasyon sonrasında hastanın maruz kaldığı tedaviden gelir. 
Nerede kaldı vatandaş en iyi sağlık hizmetine sahipti ? Bunları bence ülke olarak çok iyi düşünmemiz lazım. 

SAĞLIKTAN OY DEVŞİRMEYİ BİR KENARA BIRAKALIM
Bir siyasetçi otorite sağlıktan artık oy devşirmeyi bir kenara bırakması lazım. Başka yerlerden oy devşirsin. Ama lütfen sağlıktan oy devşirme yolunu seçmesin. Tribünlere oynamasın. Ve gerçekten halk sağlığı şu anda çok tehlikede. Ve bunu insanların bilmesi lazım. Bizim insanımız bunu bilmiyor. Bizim insanımız yerdeki granit, bekleme salonundaki LCD ekranın çapı ile “ooo burası çok iyi hastane” diyor. 

ANTALYALILAR EN ÇOK NEYDEN ŞİKAYETÇİ ?
Tunç : Toplumumuzda ağız diş sağlığına çok fazla önem verilmiyor. Bir de sosyal güvenlik olarak bu şemşiyenin tamamen dışında bırakılması ağız diş sağlığının sorunların kat kat artmasına neden oluyor. Halbuki bir düşünülse toplumdaki şu andaki ağız ve diş sağlığı sorunu toplumun %80’inde çok yaygın durumda. %20 iyi diyebileceğimiz bir toplum seviyesine sahibiz. Vatandaşın bu sorununu giderecek mekanizmalar ortada yok. Bu mekanizmayı oluşturacak olan devlet. Nasıl ki devlet bu hizmeti verme konusunda kendisi altından kalkamadığı için özel sektörden hizmet satın alıyorsa diş hekimliğinde de bunu biran önce başlatmalıdır. Aksi taktirde vatandaşın bu sağlık sorunu çözülemeyecektir. 
Şu bir kere unutulmamalıdır. Genel devlet anlayışı ağız ve diş sağlığına şöyle bakmalıdır : 
Birincisi; ağız vücudun bir kapısıdır. Siz genel sağlığınıza ne kadar iyi bakarsanız bakın, genel sağlığınıza ne kadar çok masraf yaparsanız yapın eğer siz ağız sağlığınızı iyi bir hale getiremediyseniz genel sağlığınızı korumanızın hiç bir şansı yok.
Bunu hep şöyle bir olaya benzetiriz biz: Bir evin içerisinde bir kadın 24 saat evi çok güzel temizlemek için çırpınıyor, ama evin girişindeki kapının önünde bir çamur yığını var, her eve giren çıkan aile fertleri o çamura basarak evin içine giriyor. Siz o kapının önündeki çamurlu alanı bertaraf etmediğiniz sürece siz bu evin içini temiz tutamazsınız. 
Genel sağlıkta da öyledir. Toplumumuzun kalp probleminin altında baktığınız zaman ağızda üreyen mikropları görürsünüz. Şeker hastalığında ağızda üreyen mikropları görürsünüz. Romatizmada ağızda üreyen mikropları görürsünüz. Her hastalık için aynıdır. Ağızda üreyen dişlerin çürüklerinde ortaya çıkan mikro organizmalar sizin vücudunuzun her tarafını tehlikeye atmaktadır. Önce bunun bilincinde olmak lazım. Hem vatandaşımız hem de devletimiz. 
Zaten vatandaşın ağız ve diş sağlığı problemini çözmek için devlet bir el atsa şu anda genel sağlıkta ortaya çıkan ya da 20 yıl sonra ortaya çıkacak muhtemel sorunların %80’ini çözmüş olacak. Şu anda sağlıklı bir bireyin 10 yıl sonra ortaya çıkacak sağlık sorunlarının altında diş problemleri yatıyor. Eğer siz o bireyin diş problemlerini bugünden çözerseniz 10 yıl sonra zaten onun genel sağlığında sorun çıkmayacak. Aslında siz ağız diş sağlığındaki sorunları çözdüğünüzde ciddi tasarruf yapacaksınız. Genel sağlıkta tasarruf yapacaksınız.

SİZİN BİRLİĞİNİZ BU KONUDA ÇALIŞMA YAPTI MI ?
Tunç: Bu konuda yaklaşık 10-12 yıldır çalışma yapıyoruz. Ben de bizzat o çalışmanın içerisinde yer alıyorum. Bu çalışmalar her seçim öncesinde yine bu siyasi iktidarla uzlaşılır, paketler hazırlanır, kalemler hazırlanır ve yine bu siyasi otorite tarafından vatandaşa açıklanır. “Önümüzdeki günlerde vatandaşımız diş sağlık hizmetini devlet güvencesi ile özel muayenehanelerden de alabilecek” derler. Seçim atlatılır o yapılan çalışmalar ya bakan değiştiği için ya da bürokrat değiştiği için yeni gelen biz bunu istemezuk der ve o orada kalır. Siyasi iktidarlar veya otoriteler sağlıktan oy devşirmeyi kenara bırakması lazım. 
Diş hekimleri de özel sağlık kurumlarındaki sistemle çalışmalı. Tedavi kalemleri belirlenir. Dolgu, çekim, kanal tedavisi gibi. Bunlar belirlenir en azından bunları devlet karşılar, bunun ötesinde harcamaları veya tedavi kalemlerini vatandaş karşılayabilir. Devlet ile Türk Diş Hekimleri Birliği’nin yapmış olduğu müzakerelerde bu tedavi kalemleri de belirlenmişti. Tedavi kalemleri başına yapılacak harcamalarda belirlenmişti. Sadece vatandaşın ağız ve diş sağlığı probleminin çözülmesinde genel bütçeye maliyeti ise yanlış hatırlamıyorsam 1 milyon dolardı. 
İnsanlar tarafından şunun kıyaslanmasını istiyorum. Bir ülkenin insanlarının ağız diş sağlığı maliyetinin yapılan hesaplamalarda devlet için maliyetinin 1 milyon dolar çercevesi çizilen tedavilerle ile ilgili iken bu bütçeye ek yük getirecek diye kabul edilmedi. Devlet şunu söyleyemez. Bana ek yük getiriyor deyipte dişi sosyal güvenlik kapsamından çıkartamaz. 
Neden çıkartamaz. Devletin göz tedavileri bana çok büyük yük getiriyor ben vatandaşın göz tedavilerine karışmıyorum deme şansı var mı ! Yok. Kalp rahatsızlıkları son zamanlarda çok artmaya başladı bizim genel bütçemize çok yük getiriyor bunu da dışarı çıkartalım deme şansı var mı yok. Bunları deme şansı yoksa nasıl olurda bir devlet erkanı çıkıpta ağız diş tedavileri bizim için ekonomik yük getiriyor diyebilir. Siz genel sağlıktan, vücut bütünlüğünden genel sağlığı nasıl ayırabilirsiniz. Hangi mantıkla ayırabilirsiniz. Bunu nasıl açıklayabilirsiniz.”

 




EKTEKİ DOSYAYI GÖR